zu·buf.
/zu.ˈbuf/ · isim
- bir anı hak ettiği dikkatle tutma işi.
- aceleye gelmemiş kayıt; yavaş tutulmuş not.
- parayla değil, bakışla edinilen kalite.
- zubuflamak · fiil. bir anı yavaşlatıp deftere geçirmek: "vapur kalkana kadar martıları izledim; zubufladım."
Sevgili okuyucu,
bu defteri ben tutuyorum: Kamil. İstanbul'da yaşıyorum; günüm başka bir işte geçiyor, burası günün yavaşlayan kısmı.
2015'ten beri bir şeyleri not ediyorum — gittiğim şehirleri, oturduğum sofraları, cebimde taşıdığım birkaç eşyayı. Başlangıçta bir seyahat bloguydu; zamanla anladım ki derdim yol tarifi vermek değil, bakmayı kayıt altına almak. zubuf o kaydın adı.
Burada ders yok, rehber yok. Nereye gidileceğini söylemem; gittiğimde ne gördüğümü yazarım. Kendim için tutuyorum, kapısı açık — omzumun üstünden bakabilirsin.
Kalite bu defterde pahalı olanın adı değil. Bir esnaf lokantasının mercimeği ile Boğaz'da bir sabah aynı sayfaya, aynı dikkatle düşer. Tek soru şu: o an, hak ettiği bakışı görmüş mü.
Kayıtlar üç boyda düşer. not: birkaç cümle, bazen tek kare — defterin nabzı. kare: sözün kısaldığı, görüntünün öne geçtiği sayfalar. mektup: ayda bir civarı, oturup yazılmış hikayeler. Her kayıt bir numara taşır, tarih sırasıyla arşive girer.
Beş defter var: şehir, yol, sofra, raf, eşya. Yeni defter açılmaz; sığmayan kayıt en yakınına yazılır.
Pazar sabahları, ayda iki üç kez, buradan kısa bir mektup çıkar. İstersen kutuna bırakırım.
— sevgiyle, zubuf.